28 Temmuz 2012 Cumartesi

Mallorca!

Ho-ho-hoo! Sadece 1 hafta yaz tatilim de olsa, deniz kum güneş gördüm, kumsalda yattım, ders/okul düşünmeden gezdim, tozdum, bira içtim. 1 haftayı anlatçağımdan uzun bir yazı olabilir. Olur.

Öncelikle biletimizi Ryanair'dan aldık, 60 euro gidiş dönüş olması bizi baya cezbetti aslında. Ama havaalanının uzaklarda olmasıyla, otobüs tren falan derken toplamda 85 euro civarı sadece yol parası gitti. Bi arabam olsa, hayat çok kolay olabilirdi(Anne, duy beni!)

Bol bol fotoğraf koyacağım yazıya.

Öncelikle saat 18 civarı olan uçak için saat 08:50'de tren istasyonundaydık. Çünkü en ucuz ulaşım o şekilde oluyordu, 1.5 saat sonunda baden-baden'a varmıştık. Baden-Baden almanyanın en zengin köyü. Bütün zenginler orda yaşıyormuş. Gittiğimiz havaalanı da tahminimce çoğunlukla o zenginlerin jetlerine ev sahipliği yapıyordur çünkü toplam 8 kapısı olan, küçücük bir havaalanı. Tren istasyonu şehrin içinde değilmiş ve hava da çok iyi olmadığı için, istasyonun orda takıldık falan sonuçta 4-5 saat erkenden havaalanındaydık.

Baden-Baden Hauptbahnhof



Ryanair 

Ve 2 saatlik güzel bir yolculuğun sonunda(Ryanair hakkındaki görüşlerimi en son yazacağım), Mallorca'daydık. 3 ay sonra deniz gördüm, kum gördüm ve uzun zaman sonra güneş gördüm.

Aeropuerto de Palma de Mallorca

İndiğimizde ilk sorun, henüz kalcak bir yer ayarlamamış olmamızdı. Elimizde bir adres vardı, bir de nasıl gidileceği vardı ama, orda yer var mıydı ya da başka bir yerde kalabilecek miydik belli değildi. Adresi ve ilk hedefimiz olan hosteli bulduk. Ama "bu hafta yerimiz yok" oldu cevap. Ve sırtımızda çantalar o bölgeyi neredeyse sokak sokak gezmeye başladık. Hostel değil sadece, otellere falan da giriyoruz soruyoruz da, ya yer yok, ya çok pahalı(30 euro, hadi hadi 40 euro verirdim hostel bulana kadar). Ararken sorarken bir yer bulduk ama pazar-perşembe arası. ilk 2 gece napçaz hala belli değildi. Sonunda bütün ümitlerimizi yitirdik ve evsiz dostu, beleş internet ve telefon şarj istasyonu, bedava tuvalet cenneti ve hamburgerci olan mc donald'sa girdik. saat 2'ye kadar falan orada takıldık, internetten bir kaç yer buldum ama ya telefonu açmıyorlardı, ya da güvenlik falan açıyordu. Sadede gelirsek, o gece marinanın orada bir bankta kaldık. O bankı bulmak için de baya bir yol yürüdük yine. Demirden yapmışlar, delikli, rüzgar esiyor, üşüyoruz reis. 1 saat uyudum uyumadım, zaten sabaha karşı çiy düşüyor, mümkün değil uyumak. Neyse ki sabah dün aradığım ve kapalı olan bir hostelde oda bulduk. Gittik uyuduk.


Sonraki günler işte gezdik tozduk, yemek, deniz, klasik bir tatil yani. Niye böyle kestirip attım bilmiyorum ama, daha da sıkmasın sizi.

Güzel yemekler yedim. Bir sürü bira içtim, zaten twitter'da var hepsi ama buraya da ekleyeceğim sonra.


Bu bir Paella. Deniz Mahsüllü  bir Paella. Ben beğendim. 



Dönüşümü de anlatayım, resimleri ekler şu oldu bu oldu derim, diğer türlü ooohhhooo zor yani.

Dönüşte de, yine sırtımızda çantalar, hava da sıcaktı. Dolaşacak bir yer de yoktu pek artık. Dedik erken erken gidelim havaalanına. Yine saatler önceden havaalanındaydık. Ryanair'le bir kez daha. Saat 22:30 gibi havaalanındaydık, tren istasyonuna gittik, bilete para vermek istemiyordum açıkçası. Bizim öğrenci kimlikleri akşam 6 dan sonra otobüs ve şehir sınırları içerisindeki trenlerde bilet olarak geçiyor ama baden-baden başka şehre bağlı olduğu için bilmiyorduk geçer mi geçmez mi. Otobüsteki adam geçirdi, karlsruhe'ye giden trende makiniste sorduk "hadi geçin geçin" tarzı konuştu ve karlsruhe'de emin olamayıp bilet aldık yine. Saat 2:30 civarı stuttgarta geldik ama otobüs yok, tramvay yok. Hiçbir şey yok. İlk ulaşım saat 5'te ve 2.5 saat de tren istasyonunda uyukladım. En azından Almanya'daydım ulan. Telefonumda internet vardı. Son zamanların favorisi olan tatilde yatarak ayakları çekme modasına ben de uydum. Sabah 5:30 du evimde, yatağımdaydım. Ohhhhh.

"Mallorca nasıldı?" derseniz, şehirde hiç umumi tuvalet yok ve her taraf sidik kokuyor. Tamam her taraf değil ama %70 diyeyim. Sidik kokusu duymadığınız bir gün mümkün değil. Türkiyeye benziyor. Şehirde raylı ulaşım yok(ki yılda 21 milyon turist alan bir şehirden bahsediyoruz), şehir merkezi hariç görünüş türkiye gibi tipsiz tipsiz binalarla dolu. Ama şehir merkezini gezmek çok güzeldi. Eski taş binalar ve kocaman kapıları, çarşısı falan benim hoşuma gitti. Ucuz bir yer. Güzel yerlerde yemek yedik ve mesela paella'ya 12 euro, güzel bir pizzaya yine 12 euro, makarnaya da 9-10 euro civarı ödedik. Ekstra bir pahalılık yok, insan gerçekten rahat yaşayabilir orada. Turist kitlesi ise çok ilginç, genelde aile ya da arkadaş grubu. Yani 4-5 erkek ya da 4-5 kız grup olarak gelmiş falan, ya da sevgililer falan. Herkes kendi dalgasındaydı kısaca. Denizi akdeniz. Tuzlu, biraz sıcak. Araba kiralamadığımız için koyları gezemedik, çok güzel koyları varmış, biz hep aynı yerde girdik. Güzeldi orası da hakkını yemeyelim.
Turistik yerler falan
Katedral
 
4 gece kaldığımız hostel. Baya eski, tarihi bir bina.
Kasa her zaman kazanmaz, 2.20 euro kar ettim o gece.
Mallorcanın tepesindeki kale. Tam bir ortaçağ kalesi. Etrafı hendekli falan.



"Ryanair nasıldı?" derseniz, dediğim gibi bir arabam olsa(annnneeeee!!) 1 numaralı havayolum olacak ama şimdi gidiş geliş neredeyse 1 gün sürdü. Valizler için alttaki resimde görebileceğiniz bir şey var. Çantayı oraya sokuyorsunuz, girmezse ceza ödüyorsunuz ya da bagaja veriyorsunuz. Uçak geliyor, yakıt alıyor, yolcular iniyor-biniyor ve tekrar kalkıyor. Beklemek yok. Dolmuş gibi. Görüyorsun senden öncekiler iniyor, başkası kalmayınca sen biniyorsun. Uçakların içi de çok koltuk alsın diye sıkış tepiş azıcık. Ama bacaklarım sıkışmadı, koltuklar arkaya yatmıyor bir de. Uçağa alınan valiz kısıtlamasına da binince hak veriyorsunuz, ölçüler tam olarak herkesin çantası kendi başüstü dolabında olabilsin diye ayarlanmış. THY'de olduğu gibi, ay orası dolu, vay buraya koymuşlar falan olmuyor. Ve dediğim gibi her şey çok hızlı gerçekleşiyor ve rötar olmuyor. Valiziniz yanınızda olduğu için de uçaktan inip direk çıkabiliyorsunuz havaalanından. Uçağın içinde de sürekli bir şeyler satılıyor. Yemek, dumansız sigara(böylece uçakta içebiliyorsunuz ama tadını bilemeyeceğim), kazı-kazan, parfüm vs. Çalışanları hayatlarından memnun ama sanırsam. Sempatik insanlar. Sanırım hepsi britanyalı, zaten muhattap olmuyorsunuz hiç ama yine de güleryüzlüler. Biletler de ucuz, mesela romaya gidiş dönüş 30 euro idi. İşte araba lazım bir tane. Araba araba. Anne, araba lazım.




Uçakların içi. Başüstü dolaplarında bile reklam var.

Tatilde, keyfi yerinde bir Doğan


1 yorum:

  1. Vah oğlum benim..Demek Mallorca da arabasızlıktan ne sıkıntılar çekmişşşşş...:))

    YanıtlaSil