11 Ağustos 2012 Cumartesi

hoop tıss

Tatile gidip gelip ekşınlı yazı yazınca, insan ne yazacak bilemiyor. Güzel şeyler oluyor. İlk önce bu fitbol blogumuzda bir hareketlenme, bir farklılık yaratma çabamız var, her şey planlandığı gibi giderse, okunulabilir bir blog oluruz diye düşünüyorum.

Onun dışında, günlük yazayım az da. Haftasonları benim için uzun ve ağır kahvaltı demektir. Ne zaman cumartesi pazar olur(derken bugünün pazar olduğunu ve alışveriş yapmayı unutmuş olmanın inanılmaz hafifliğini tam şu anda yaşadım) kalkarım, 9-10 gibi. Böyle nasıl uyuşuk, nasıl tembel.odanın içi zaten gece gibi, panjurlar kapalı. Sonrasında işte, kıçımı kaldırınca giderim mutfağa, güzel bir yumurta kırarım kendime. Yanında da evde ne varsa, et olsun biber olsun, salça olsun koyarım. Bugün de çok yedim, başka öğün yiyemedim o yüzden. Bir de malum benim Almanca sınavım var, 30 günden az kaldı ona da. Artık ona da ağırlık verdim, kelime öğrenmek olsun, interneti azaltmak olsun(o konuda hala çabalama safhasındayım). Çalışıyorum yine de. Bakalım. Mallorcaya gitmeden önce "gelince evi temizleyeyim" demiştim, baya zaman geçti yani üzerinden, geçen hafta aldım elime elektrikli süpürgeyi, cort. Çalıştı ama, çekmiyor, bir de nasıl koku, yandı içinde bir şeyler. Bugün o yüzden onu aldığım yere, Conrad'a geri götürdüm.
Conrad'dan uzun uzun bahsetmek isterim aslında. Bir cennet. Bir elektronik mağazası. İçinde ses sistemleri, oyun konsolları, bilgisayarlar, ıvır zıvır, bir saturn kadar çeşitli olmasa da genel her şey var. Ama güzel yani, aynı zamanda yazıcıoğlu işhanındaki elektrikçiler gibi,kablolar, küçük parçalar(mesela geçen hafta kulaklık için 3.5 mm jack aldım), ledler, kartlar falan, yani insanın elektronik bir şey üretirken ihtiyaç duyacağı her şey, yanında da model trenler, uçaklar(ki dükkanın %20'si bunun üzerine neredeyse) gibi hoş bölümleri de var. Kapıdaki abi de Türk. Muhabbetim var biraz, yardımcı olur bana genelde.
Evet gittim conrad'a, makine de elimde, dedim bu bozuk. Noldu dediler, çekmiyor, kokuyor dedim, tamam ama bu makineyi 9 ay önce almışsınız, para iadesi yapamam, alışveriş çeki veririm dedi. Tamam dedim ama girdim baktım içeri, elektrikli süpürge yok. Sordum bir ablaya, dedi yok, sadece temizlik robotları var. Çıktım ben de(napayım), gittim info'ya, ordaki abiye "yahu ürün bozuluyor, geri getiriyorum, muadili bir şey yok, paramı da vermiyorsunuz" dedim, dedi " ama o 50€'yu her zaman kullanabilirsin, kısıtlaması yok" dedi. Ama süpürge lazım bana. Aldı elimdeki kağıdı, alışveriş çeki kısmını karaladı, dedi git kasaya, sorarlarsa da infoya sordum, olur demişlerdi de, beni çağırt olmadı dedi. Tamam dedim gittim, kadın baktı, o da birini aradı, aradığı adam da bana o belgeyi veren. Telefonda kasiyerle konuşarak geliyordu, beni gördü, selam verdim, tamam ya nakit ödeyelim dedi adam, şraaaaaak aldım kasadan 50€. Hehehehe. ne kadar da güzel oldu. Sonra gittim saturn'e 50 euro'ya yeni bi tane aldım. Bu sefer torbalı aldım, sıkıldım temizlemekten diğerini.

Öyle yani, olaylar olaylar bir hayat.
Bi de bu twitter'da bira fotoğraflarını ve yorumlarımı paylaşıyorum. Şaka maka 15-16 birayı geçtim, daha düzenli dursun diye ona da bir blog açayım diyorum. İsim düşünüyorum, bulunca açarım.

Hoop tıss, herkese iyi geceler!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder