23 Mayıs 2013 Perşembe

Çamaşır

Judgment Day
Aileden ayrılıp tek yaşamak zor iş. Bunun farkındaydım ama, gerçekten sorunlarla karşılaşıncaya kadar pek önemsememiştim. Bilmediğim bir çok şeyi deneyerek öğrendim. Mesela, Tereyağı yüksek sıcaklıkta yanıyormuş. Bu benim ilk tecrübelerimden birisi olmuştu.
Ama asıl sorun yaşadığım kısım, evde annemin her defasında özenli ve düzenli bir şekilde yaptığı çamaşır yıkama eylemiydi. Öncelikle giyecek son tişörtüme kadar giyip, bütün erteleme hakkımı kullanmıştım. Önce makineyi cepheden gördüm, yaklaştığımda, her gün evimde önünden sorunsuzca geçtiğim ve herhangi bir ehemniyet vermediğim bu makineyle artık Tarzan-Ceyn'cilik oynuyorduk. Makineye bu kadar yabancı olmamın yanı sıra, üzerindeki yazılar da Almancaydı ki bu savaş demekti! Hemen en güçlü silahıma sarılıp ablamı aradım. Henüz Almanca'yı doğru düzgün okuyamazken, karşımdaki şeyi tarif etmem ve yönergelere ulaşıp bu savaşı kazanmam lazımdı. Ablam'ın yardımıyla, "A" programında, 40 derecede yıkamam gerektiğini öğrendim ve zafer benim oldu. Muştu. Bu geceye kadar.
O zamandan sonra, çamaşır yıkamak benim için seyrek aralıklarla gerçekleşen sonunda hoş kokulu ve özlediğim eski tişörtlerime kavuştuğum bir olay haline geldi.
Rise of the Machines
Aylar süren beklemeden sonra (aylarca yetecek kadar tişört ve iç çamaşırı depoladım geçtiğimiz iki yılda) bir kez daha karşı karşıyaydık seninle. Çamaşır ayırmak zor iştir. Genel kural, ablamın dediğine göre, "Kırmızıdan koyular koyu, açıklar açık renk". Bu net ayrıma rağmen yine de her çamaşır günü annemi skype'dan arayarak çamaşır ayırdım ve artık bu işi kendim yapabilirdim(TABİKİ YAPAMADI). Koyu renklileri makineye doldurduktan sonra, ki 2 makine parası vermemek için makineyi ağzına kadar doldurdum, çalıştırdım, bitmesi gereken zamanda geldiğimde 2. yıkamaya geçmişti ve burada bir yanlışlık olduğunu anladım. Makine, yıllar sonra gelen intikamla kıyafetlerimi esir almış, hunharca bir daha bir daha yıkıyordu. Elim kolum bağlanmıştı, hüzünle yeni sıkılmış çamaşırlarımın bir kez daha ıslatılıp, döndürülmesini hayretle izledim. -Şair burada uzun zamandır yazmadığı için okuduğu bütün kitaplardan bazı bölümleri kusmakla meşgul- Kısaca, -şair burada sıkıldı ve uyuması lazım, hikaye de daha ilginçleşmiyor zaten- bugün koyu renkli sandığım bir çok dostumu, belki sevişirim donum dahil :(, bir ton soldurdum. Kendilerini askıya asarken, o canlı mavileri, yeşilleri hüzünle andım.
Bütün renkler aynı hızla soluyordu, birinciliği beyaza vermediler bu sefer :(




Not: Sıkıntıdan atlamışım, nerede yanlış yaptım lan? Makineyi ağzına kadar doldurmak mı yanlış(zaten bütün tişörtlerin ağzına sıçıldı) yoksa acaba yanlıklıkça iki yıkama poroğramına bastığım için mi böyle oldu? Yoksa sadece renkleri yanlış mı koymuşum?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder