Ama şimdi kendimi düşündüğümde de, mezun olduğum zaman mühendis olarak çalışacakmışım gibi gelmiyor bana niyeyse. Ama mühendislik eğitimi almayı çok istiyorum, o konuda bir sorun yok. Ama sanki bu eğitimi aldıktan sonra başka bir iş (daha keyifli, vedat milor stayla) yapacakmışım gibi. Yine de mühendislik eğitimine önem veriyorum. Yani, "açılın, ben mühendisim" demek istiyorum. Niyeyse, sadistçe bir zevk gibi geliyor. Ama şu almanca, yok yani, tamam konuşuyoruz biraz biraz, yetsin işte da. Ne bu sınav. Strese sokuyorsunuz adamı iyice.
Verimliliğim de çok düştü. Her açıdan. Yani, canım bir şey yapmak istemiyor. Baksana, yazıda bile konudan konuya öyle atladım ki, olmadı yani. Bazen mesela bir yazma ödevim oluyor, Text Produktion almancası, ESSAY YAZMAK başka bir şeycesi, böyle gazı alıp yazıyorum (ki genelde hep öyle yazıyorum, ondandır bütün çilem) sonra bi anda, PAT! Bitti. Yok yani, "Ich heiße Kartoffel"* seviyesine iniyorum ve gelmiyor bir şey. Sadece Almanca'da da değil. Türkçe'de de aynı. Mesela dün Ozan panpam sözlüğe yazar oldu, normalde döşer de döşerdim, sonuçta ilk nickaltı entry'si. Enesinki güzel mesela, ona da daha uzun yazarmışım ama, iyi yani, samimi. Ozana yazarken durdum. Durdum. Adamla ne planlarımız var ne düşüncelerimiz var, ama yazamadım. Sonradan çalıştı saksı azıcık.
Öyle yani, kendimi durup durup ehl-i tat lokantasında hayal ederken buluyorum. Ev hasretim (Homesick) had safhalara ulaştı, 6 ay oldu dönmedim memlekete. Zor geliyor, vallahi. Şu sınavı geçersem, güzel günler bekliyor, geçemezsem, 13 Kasımda bir tane daha var. Onu kesin geçer miyim? Yani aslında geçerim gibi geliyor ama, eğer olur da onu da geçemezsem, şubatta var bir tane, onu öyle bir geçerim ki, aklın hayalin durur. Valla bak, çok ciddiyim. Şubata şu andan itibaren 4 ay var. 4 ay sonra benim Almanca var ya, piuuuuuuu uçacak gidecek. Ne sandın. 1 dönem de kaybeder miyim ekstradan, kaybede de bilirim, umarım kaybetmem ama, bakalım, hayat, kısmet böyle şeyler.
Sınava az kaldı diye uzun yazmıyorum dedikten sonra ne güzel de döşedim. Şebnem Ferahın bi şarkısında vardı, neydi hatırlamıyorum da, içimde bir deniz var sen sadece taşanları görüyorsun mu öyle bir şeydi. Bu da o taşanlar işte.
Onu tam hatırlayamadım ama, yazımı şarhoş olduğumda söylemeyi en çok sevdiğim şarkının sözleriyle kapatmak istiyorum. Bu aralar hep İspanyol panpalarımla sarhoş olduğum için, bu şarkı da İspanyolca. Ama hepimizin bildiği bir şarkı. Türkçesini okuyana kadar bu kadar sevmemiştim.
La cucaracha, la cucaracha
Ya no puede caminar
Porque no tiene, porque le falta
Marijuana que fumar.
Ya no puede caminar
Porque no tiene, porque le falta
Marijuana que fumar.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder