14 Haziran 2012 Perşembe

Aslında yazmayı seviyorum ama zaman ayırmak sıkıntı. Zamanım olsa da unutuyorum. Şöyle azıcık düzenli olabilse, ben de başlık başlık bakın şu oldu yuppeeyy diye yazmak isterdim, ama uzun aralık bırakınca böyle bir şey çıkıyor karşıma.
Şimdi zamanım var mı? Aslında yok. Yemek yiyecem, çamaşırlar dağ oldu onları yıkayacam. Ama sıkıntı da orada. Şimdi makarna suyunu kaynatır, makarnayı koyar o sırada gider çamaşırları atar dönüp makarnayı da yerim şeklinde plan yaptım ama, bu çamaşır ayırma işi beni baltalıyor. Açık renkli/koyu renkli kavramı çok fena. Ablam "Sınır kırmızı, kırmızıdan açık olanlar açık renkli, koyu olanlar koyu renkli" demişti. Eh tamam iyi de, KIRMIZI NEREDE? Bir de şu var, şimdi griyi açıklarla mı atıcam, koyularla mı? Yeşili? Maviyi? Sıkıştı işte. Bütün kış siyah ve gri giyindim, bir arada attım hepsini yıkadım. Hadi griyi geçtim, ama kırmızıları ayıramıyorum arkadaş. Annem gelsin skype'a onu bekliyorum, ona sorucam.
Annem demişken, dün aradı beni, dedi""Doğan seninle ablanın adını dövme yaptırıcam, nerede yaptırayım?". Aa dedim, sevindim. Ekşi tatoo&piercing'i duymuştum daha önce. Muhabbet güzel, yazarlara ucuz, cennetten kovulan'ın eli hafif diye, dedim bak orası. Bugün eve geldim açtım bilgisayarı, sözlükteki favori ışığım yeşil yeşil parlıyor. cennetten kovulan mesaj atmış, çok ince bir mesaj, teşekkür etmiş falan. Çok hoşuma gitti. İstanbula dönünde uğramak şart oldu :) Annem de çok memnun kalmış, skype'a girsin bakıcam zaten dövmesine.
Devam edelim, işte dediğim gibi, başlık başlık olacağına daldan dala oluyor.
Bugün bisikletimi aldığımdan beri ilk kez hafta içi yağmur yağmadı. Kaptım bisikleti okula bisikletle gittim. Yolları bilmeyince zor oluyor ama dönüşte de gidince öğrendim yolu. 20 dk az değil, yanımda da yedek tişört bulundurmak lazım ama bu zevk için değer, sabah sporu hem.
Öyle yani canlar. Yerlerde çamaşırlar, karnım aç anam gelsin bekliyorum. Hayat güzel.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder